27 Ağustos 2011 Cumartesi

bence..

Ben diyeyim 14 sen de 15 yaşındaydım.. Okuldan çıktığım gibi kendimi otobüse atmıştım.. O kadar yorgundum ki! Walkmanime bir kaset takmış, müzik eşliğinde evin yolunu tutuyordum. Otobüse bindiğim zaman bir tane boş koltuk vardı.. Bir kadın da o boş koltuğuna çantalar torbalar vs. koymuştu. Ben de içimden ' nasıl bir saygısız hareket bu' diye söylenmiştim (evet bunu yaptım). Sonra kadından torbalarını almasını rica edince -işte o zaman- almaya karar vermişti torbalarını..

Oturdum yol devam etti..

Hani bir yerde siz bir şeylere dalmışken -bir anda- herkesin gözünün sizin üzerinizde olduğunu hissedersiniz ya.. İşte ondan oldu bana.. Kulaklığımın birini çıkarttım ve otobüstekilere döndüm.. Bir de baktım ki ne göreyim; bir yaşlı amca binmiş ve ben yer vermemişim diye bütün otobüsü örgütlemiş adeta.. Ne saygısızlığım kalmış, ne haddimi bilmeyişim, ne müzik dinliyor taklidi yapmışlığım, ne ailemin bana bazı şeyleri öğretmeyişi..

Tabi bu sırada yaşlı amcaya -bana nazaran daha yaşlı- biri yer vermiş..

Şok halinde kalakalmıştım. Bir yandan bu tavıra kızıyordum, diğer taraftan 'ama ben belki o amcadan daha yorgunum, kalkacak halim yok ki.. Gerçekten duymadım, fark etmedim.. Fark etsem yer verirdim' diye düşünüyordum.

En başta çantalarını almıyor, saygısız bu diye düşündüğüm kadın bana döndü ve dedi ki:

"Sizin de yorgun olabileceğinizi hiç düşünmüyorlar değil mi?"

O an hem içime bir su serpildi, beni anlayan birileri vardı.. Hem de utancımdan yerin dibine girdim. En azından o otobüstekiler içinde beni tek anlayan kişi hakkında ben nasıl şeyler düşünmüştüm? Nasıl haddim buna müsaade edebilmişti? Çok utandım, halen de utanırım..

O günden sonra kendime söz verdim, kimse ile ilgili tanışmadan bir yargı üretmeyeceğime dair..İnandırdım kendimi, bunun yanlış olduğuna dair.. İnsanları kendi açılarından dinleyip ona göre konuşabilmenin (hatta en iyisi insanların arkasından konuşmamanın) asıl erdem olduğuna ikna ettim kendimi..

Sözümü elimden geldiğince tutmaya çalışıyorum.. Bu benim hikayemdi :) Bir de Enis'in benimle paylaştığı bir hikaye var Geveze'nin.. Olduğu gibi, buyrunuz:






"Bir pastaneye giren on yaşında bir çocuk pastanede servis işleri ile uğraşan hatun kişiye bir pastanın fiyatını sorar.

Çalışan kız 50 kur
uş der. Çocuk cebindeki paraları çıkarır ve sayar. Sonra biraz düşünerek dondurmanın fiyatını sorar. (Bu arada aklı sıradaki müşterilerde olan ve bu durumdan sıkılan kızımız öflemeye püflemeye başlamıştır bile.)

Kız 35 kuruş şeklinde cevap verir. Çocuk cebindeki parayı düşünerek 'tamam dondurma alabilir miyim lütfen?' der.

Kız alelacele dondurmayı birazda asık suratla (uğraştırdın beni tavrıyla) çocuğa verir.

Çocuk tabağındaki dondurmayı bitirdikten sonra borcunu ödemek için kasaya yönelir ve 35 kuruşu öder.

Çocuk dışarıya çıkarken masasından boş dondurma tabağını almak için giden kız tabağın kenarında duran kendisine bahşiş olarak bırakılmış 15 kuruşla göz göze gelir ve içinden naptım ben derken gözleri dolu dolu olur."



Önyargısız bir dünya bizi daha iyi yapar! (:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder