27 Haziran 2009 Cumartesi

biliyor musun nereden geliyorum?


biliyor musun nereden geliyorum?


oradan, senin gidecegin yerden.

en dibinden acilarin en içinden sevinçlerin.

ikimizin gidecegi yerden.

oradan, ikimizin oldugu yerden.

çevremizden gelen etkilerden siyrilip,

kendiligimizden olustugumuz yerden.

oradan, bizim yerimizden.

ikimizin de geldigi yerden.

yenilgiden üzüntüden

yesillikten mavilikten.


biliyor musun nereden?

yasamin en dibinden.

içtenligin en içinden.


sen ve ben neden gelmissek ve gideceksek o yere,

o yerden kendiligimizden,

gidecegiz ve gelecegiz o yere yeniden.


sen ve ben

yeniden ve yeniden.


senin elin serin elin.

benim elim derin elim.

senin elin benim elim

benim elim senin elin.


senin elim benim elin.

dingin elin suskun elim.


gidiyorsun…

bütün isiklarimi göndersem seninle aydinlanir misin?


gidiyorsun…

bütün sevinçlerimi göndersem seninle mutlanir misin?


gidiyorsun…

bütün hüzünlerimi göndersem seninle üzülür müsün?


gidiyorsun…

bütün acilarimi göndersem seninle yikilir misin?


ben üzüntülü ve yikik kalirken

sen aydinlik ve mutlu git isiklarimla ve sevinçlerimle.


üzülme yikilma aydinlan mutlu ol.

isik ol

aydinlik ol

sevinç ol

mutluluk ol.


birak bana hüzünleri,

üzüntüleri acilari, yikimi.

al götür isiklari,

aydinligi sevinçleri, mutlulugu.


gidiyorsun…

bütün kendimi göndersem seninle götürür müsün?


bak, denizdeyim diyecektim.

bir serin ürperti yaladi geçti dalgalari, diyemedim.


zaten yoktun ki.


kim bilir nasil kuru,

nasil tozlu

nasil gürültülü.

ama, belki

nasil da renkli,

nasil canli

nasil dingin bir yerdeydin günboyu.


simdi son piriltilar çekilirken sularin üstünden,

sen,belki

nasil kuru,

nasil cansiz

nasil bogucu bir yerdesin.


ama, belki de

nasilsa renkli,

canli, dingin, yerliyerindesin.


ama yoksun ki.

bak, denizdeyim diyecektim, diyemedim.


oraya senin oldugun yere baktim.

bir serin ürperti gibi yaladi geçti dalgalari

o eski deyis: How do I love thee? Let me count the ways.


gördüm seni. geldin gözümün önüne.

nasil da duru, nasil ari nasil canli.

kuru, cansiz, bogucu yerinde,

bütün bezginliginin içinde denizde gibiydin.


ama yoktun ki.

bak, denizdeyim diyecektim.

bir islak esinti düstü dalgalarin üstüne,

diyemedim.


zaten yoktun ki.


yokum ben sensiz

yoksun sen bensiz


benimle sen

seninle ben


var misin?

yok musun?

yok musun?

var miyim?


orada beni düsünüyorsun hissettim bunu.

bir siddetli rüzgar gibi asarak tepeleri

geçerek bogazlari ulasti buraya geldi

dokundu bana düsünmen beni.


orada beni düsünüyorsan hissetmelisin bunu.

bir rengarenk isin gibi asarak tepeleri geçerek

bogazlari ulasmak oraya gelip dokunmak istiyor

sana düsünmem seni.


Oruç Aruoba

-ebilmek


Eğer çevrendekiler akıllarını kaybetmiş ve bunun için seni suçlarken,


sen aklına sahip olabilirsen;


Eğer herkes senden şüphelenirken sen kendine güvenirsen,


ama bir yandan da onların şüphelenmesine anlayış gösterirsen;


Eğer bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan;


Ya da sana yalan söylese bile yalan söylemezsen;


Ya da senden nefret edildiği halde nefret etmezsen;


Ve bütün bunlara rağmen kendini beğenmez ve ukalalık etmezsen;




Eğer düş kurar ama onların esiri olmazsan;


Eğer düşünebilir ama düşünmeyi tek amaç haline getirmezsen;


Eğer zafer ve felaketle karşılaştığın zaman


Bu iki çeldiriciye eşit muamele yaparsan;


Eğer söylediğin doğru şeylerin ve anlattığın gerçeklerin


ahmakların tuzağa düşürmek için saptırıldığını görmeye dayanabilirsen;


Ya da hayatını adadığın şeylerin yıkıldığını izleyip sonra onları elinde kalanlarla inşa edersen;


Eğer bütün kazandıklarını biriktirip,


Sonra hepsini bir defada kaybetmeyi göze alabilirsen,


Ve kaybedip tekrar en baştan başlarsan,


Ve hiç bir zaman kaybından söz etmezsen;


Eğer yüreğini, iradeni ve gücünü son damlasına kadar zorlar,


Ve dayanırsan;


Eğer kalabalıklara hitap eder ama ahlakından taviz vermez,


Veya krallarla birlikte olur ama başkalarını küçümsemezsen,


Eğer ne dostların, ne de düşmanların seni üzemezse,


Eğer herkese saygı duyar ama ayırım yapmazsan;


Eğer önemli anların değerini bilirsen,


Yeryüzü ve onun içindeki her şey senin olur,


Ve daha önemlisi, çocuğum, İNSAN olursun.

o işte. .


kendi olarak, sana gelen

sana gereksinimi olmadan, seni isteyen

sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen

kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan

o, işte...

ki, işte. .


Yaşamın, beklediğinin gelmemesi – ki, işte:

senin de,

gelmeyeceğini bildiğini beklemen olacak.