Durmak yok utandırmaya
devam..
Utançtan yerin dibine geçmeye sebep olacak bir
silsile daha eklendi...
3 çocuk - 5 çocuk talep edilirken kadını bir üreme
makinesi olarak görmek, kendi bedensel bütünlüğüne dokunulmasının yolunu açmak
gün geçtikçe meşrulaşıyor ülkemizde.
Aslında en başa da dönüp bakmak lazım belki; Kadın
Bakanlığını, Aile Bakanlığına çevirirken de aynı zihniyet bize bir şeyler
söylüyordu: 'Kadın önemli değildir, önemli olan ailedir, kadınlar da bu sistem
içinde çocuklara bakarak zaten misyonlarını tamamlıyorlardır.' Sonra bir
açıklama daha, 3 çocuk yetmez 5 olsun hem artık kadınların tam otomatik çamaşır
makineleri var ve hazır çocuk bezleri. Kirlenince katlayıp çöpe atıyormuşuz.
Kadınlar şimdi çok rahatmış...
Devamı gelir hem de acı bir gerçekle de
bağdaştırılarak: Her kürtaj bir Uludere'dir. Uludere'de yaşananların üstünü
örtmek için ya da bir zihniyetin dışa vurumu... İkisi için de söylenebilecek
çok şey var aslında...
Ama biz şimdilik kürtaj mevzusundan bahsedelim.
Anne olmak, planlanarak yapilan bir seydir. Haydi
döllendim oldu denmez, denmemeli. Bunun uygun zamanı var, maddi şartları var ne
bileyim vitaminleri var. Aman her çocuk rızkıyla gelir şeklinde ancak (önünü
alamadığımız) değişik eğitim sistemlerini üzerlerinde deneneceği nesiller
gelir. Biz, doğacak çocuklarımızın daha uygun şartlarda doğmuş, okuyan,
araştıran, öğrenen, eleştiren, merak eden, bilime inanan, özgür insanlar
olmasını istediğimizden, anne ve baba olmayı buna hazır olduğumuza inandığımız
zaman dünyaya getirmeyi planlıyoruz. Tabi buna izin verirseniz.
Kürtaj bir zorunluluktan doğan, köprüden önceki son
çıkıştır. Şimdi; kürtajın etik olup olmamasından ziyade böyle bir konuda
yasağın gelmesidir asıl sorun. Asıl sorun kadınların, karnında taşıdıkları
bebek adayından bile değersiz olmasıdır. Sanıyor mu ki Başbakan, kadınların
güle oynaya kürtaj yaptırdığını? Maddi durum, sosyal durum, ya da aslında bütün
bunları açıklamaya bile gerek yok; kadınların kendi bedenleri üzerindeki
tasarrufudur aslolan.
Sayın Başbakanın bilhassa kadınların bedeni
üzerinden siyaset yapıp (ki kendisi bunu yapmadığını söyler durur, bir de
yapsa..) onun haklarına bu şekilde müdahale etmesi güçlü olanın güçsüz olan
üzerindeki tasarrufudur. Ve aslında bir çeşit tecavüzdür. Devletin kadına zaten
dolaylı olarak zarar verdiği aşikarken bunlara bir yenisini daha eklemektir.
Kadının bedenine kendi isteği dışında yapılan her
türlü müdahale de tecavüzdür. Namus bekçiliği yapmak, kürtaj yasağı getirmek,
sezaryen yapma demek, 3çocuk-5çocuk istemek tecavüzdür. Kişi kendi bedeniyle
ilgili ne yapacağını, kiminle hangi pozisyonda sevişeceğini, ne giyeceğini-
giymeyeceğini, baş örtüsü takıp takmayacağını, erkekle mi kadınla mı
sevişeceğini ve hatta sevişme sonrası hamilelik oluşursa o hamilelikle ilgili
ne yapacağına kendi karar vermelidir.
Kürtaj yasağı ile kürtaj kararı arasındaki ince
çizgiyi iyi okumak lazımdır. Kürtaj kararı tartışılabilir, kürtaj yasağı kabul
edilemez. Bu yasak gelirse (ki ben ümitliyim bu tarz konuları jet hızıyla
meclisten geçirirler, ruhumuz duymaz) parası olan yurt dışına; parası olmayan
için hadi bakalıım intiharlar, sağlıksız koşullarda kürtajlardan dolayı kadın
ölümleri.. Hoop gitti kafa.. Zaten hamile kalmadan önce düşünecekti (namus
meselesi, su testisi su yolundalar, zaten dekolte de giyiyordu, vb.)...
Anne olmak ataerkil toplumlarda, kadın ve erkek
aile içi sorumluluklarını eşit bir şekilde paylaştırılmadığından kadının
aleyhine işleyen bir yükümlülüktür. Kürtajı yasaklayınca cezalandırılan erkek
değil kadın olacaktır. Ceza olarak bebek doğmalı ve kadın tüm
planlarını/sosyoekonomik durumunu bir kenara bırakıp bebeğe bakmalıdır. Zaten
kadın aile içinde vardır. Kaburga kemiğinden yaratılmış kadın çok şükür ki
bundan memnun olacaktır. Diğer yandan kürtaj yasağı, sadece evlilerin devlete
ucuz iş gücü temin etmesi için önerilmiyor; evlilik dışı seksi de kontrol
altına almak istiyor.
Dünya daha iyi bir yer olabilirdi; bu tarz parlak
(kürtaj yasağı) fikirler olmasaydı. Muhafazakar toplumumuz biraz daha kadını da
birey olarak görebilseydi. Biraz daha bakış açılarını geniş tutabilselerdi.
O kadar bir şeylere karışmak istiyorsan, mesela ne
bileyim kadın cinayetlerinin faillerine caydırcı cezalar verip kadına karşı
şiddeti önleyici politikalar getirebilirsin. Tecavüze, tacize karşı kanunları
revize edebilirsin. Sığınma evi sayısını olması gereken seviyeye
yükseltebilirsin. Kız ve erkek çocuklarının okullaşmasını aynı orana
getirebilirsin. Çocuk istismarını, ensest ilişkiyi yok edebilirsin. Ücretsiz
kreş imkanı sunabilirsin.
Ama en öncesinde, kadını 'kadın' olarak, 'birey'
olarak görebilirsin.
Kürtaj yasağını yasalaştıracağına mevcut talepleri
göz önünde bulundurabilirsin.
Kim bilir belki o gün şirinleri bile görebilirsin.
