Bu ülkede dünyanın
utancından yerin dibine geçmesine sebep olacak kadar kolay yapılan şeyler var.
Mesela kadın öldürmek gibi ya da nefret söyleminde bulunabilmek gibi..
Kadınlara, çocuklara ve hayvanlara tecavüz etmek gibi… Üstelik bu liste mide
bulandırarak uzayabilir.
Nasıl profesör olunur bilmiyorum, belki sansür
uygulamasaydı bilirdim. Ama profesör olununca neler yapılabilir biliyorum.
Mesela kadınlara “dekolte giyersen tecavüz ederler” denilebilir,
üzerine çıkan tartışmada “ben tacizde iki tarafın da suçlu olduğu durumdan
bahsettim” diyerek taciz kelimesinin tanımları zorlanabilir. Üzerine derslere
girip çıkmaya devam edilebilir.
Nasıl köşe yazarı olunur bilmiyorum. Köşe yazarı
olununca neler yapılabilir biliyorum. Mesela kadınların tamamı veya tercihe
göre bir kısmı aşağılanabilir. Bankamatik kuyruğu yaratmış kadının aslında
banka kartını ilk kez kullandığı es geçilerek (ki kadınların maaş kartları
eşlerindedir) kadınlar ile ilgili 'teknolojiden anlamıyor' denilebilir. Çeşitli
kadınlar için “dağa çıkarıp seks kölem yapardım.” veya “kara kuruydu”, “sesi
cırtlaktı” ya da “farklı düşünceleri anlamaya çalışmak da onların kısa
boylarını çok çok aşar.” denilebilir. Sonra da aynı köşede yazmaya devam
edilebilir.
Nasıl başbakan olunur bilmiyorum. Ama başbakan
olununca neler yapılabilir biliyorum. Kadınlara 3 çocuk doğurma, kaymakamlara
evlenme, polislere de emekçilere, öğrencilere ve diğer eylemcilere saldırma
emri verilebilir. Kadınlar günü öncesi dayak yiyen kadınları haber yapan basına
kızılabilir, bizim kültürümüzde kadının üzerinden siyaset yapmanın olmadığı
kendini dinleyen kitle tarafından teyit ettirilebilir. Sonra da “istismarın,
ucuz işgücünü, terörün, törenin baskısı altında kalan kadınları selamlıyorum”
cümlesi kurularak durmadan yola devam edilebilir. Kadın mı kız mı belli
olmadığını önce 'düşünüp' sonra açıklamalarında konu bekarete gelebilir.
Nasıl polis olunur bilmiyorum. Ama polis olunca
neler yapılabilir biliyorum. Mesela oturma eylemi yapan Cumartesi Annelerine
“Gidin evinizde oturun!” diye bağırılabilir, çeşitli eylemlerde müdahele edilen
kadınlar saçından tutulup sürüklenebilir, gelişine tekmelenebilir. Hamilelerin
bebeği düşürülebilir. Sonra da çıkarılan davalardan ceza almadan
kurtulunabilinir. Kamera kaydına alınan karakoldaki şiddete rağmen evet, aynen
mesleğe devam edilebilir.
Nasıl katil, tecavüzcü veya işkenceci olunur
bilmiyorum. Ama bunlardan biri olunca neler yapılabilir biliyorum. Kıskanma
bahanesiyle eşinin suratına kezzap atılabilir, namus gerekçesiyle kardeşin ya
da ablan öldürülebilir ve neden ve nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde
kundaktaki bebekten, 70 yaş üstü yaşlısına, fiziksel ve zihinsel engellisine
kadar, kadın, erkek, hatta hayvan demeden tecavüz edilebilir. Tüm bu suçlamalar
hafifletici gerekçeler gösterilerek yanınıza kar kalabilir.
Türkiye'de yaşayan bir kadınsanız eğer, 7 yıl önce
şiddet görme ihtimali/gerçekliğine %1400 oranında daha yakınsınız. Mesela
2011'de koruma talep ettiği, savcılığa veya polise şikayette bulunduğu ya da
sığınmaevlerine yerleştirildiği halde 11 kadın öldürüldü, 3 kadın ağır
yaralandı. Bravo! Hı, kimi zaman da şikayet ettikleri erkekle nikahı olmadığı
için kadının koruma talebi reddedildi, kimi zaman yeterli önlem alınmadığı için
kadınlar öldürüldü.
Tüm kadınların %25i fiziksel şiddete uğruyor. Bu
kadınların %75i eşleri tarafından şiddete mağruz bırakılıyor.Ve günler geçtikçe
bu oran artıyor.
Cinayet sonucu ölen kadınların yarısından
fazlasının katili eşleri.
Tecavüze uğrayanların yarısı 18 yaşının altında ve
%10u erkek çocuğu.
Her 4 kız çocuğundan biri cinsel şiddet mağduru.
5 ile 10 yaş aralığındaki çocukların yarısından
fazlası, 10 ile 16 yaş aralığındaki çocukların %40ı ensest mağduru. Ensesin
faillerinin %50si öz baba ve gerisi de amcalar, eniştleler, ağabeyler, dedeler
ve dayılar.
Şiddet paraya, yaşa, eğitime, yöreye… bakmıyor.
Ve ben biliyorum kadın olmak çok zor.
Zorunluluğun istek haline dönüşmediği 8 Martlar
diliyorum!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder