30 Aralık 2015 Çarşamba

8 Mart Yaklaşırken...


Bu ülkede dünyanın utancından yerin dibine geçmesine sebep olacak kadar kolay yapılan şeyler var. Mesela kadın öldürmek gibi ya da nefret söyleminde bulunabilmek gibi.. Kadınlara, çocuklara ve hayvanlara tecavüz etmek gibi… Üstelik bu liste mide bulandırarak uzayabilir.

Nasıl profesör olunur bilmiyorum, belki sansür uygulamasaydı bilirdim. Ama profesör olununca neler yapılabilir biliyorum. Mesela kadınlara “dekolte giyersen tecavüz ederler” denilebilir, üzerine çıkan tartışmada “ben tacizde iki tarafın da suçlu olduğu durumdan bahsettim” diyerek taciz kelimesinin tanımları zorlanabilir. Üzerine derslere girip çıkmaya devam edilebilir.

Nasıl köşe yazarı olunur bilmiyorum. Köşe yazarı olununca neler yapılabilir biliyorum. Mesela kadınların tamamı veya tercihe göre bir kısmı aşağılanabilir. Bankamatik kuyruğu yaratmış kadının aslında banka kartını ilk kez kullandığı es geçilerek (ki kadınların maaş kartları eşlerindedir) kadınlar ile ilgili 'teknolojiden anlamıyor' denilebilir. Çeşitli kadınlar için “dağa çıkarıp seks kölem yapardım.” veya “kara kuruydu”, “sesi cırtlaktı” ya da “farklı düşünceleri anlamaya çalışmak da onların kısa boylarını çok çok aşar.” denilebilir. Sonra da aynı köşede yazmaya devam edilebilir.

Nasıl başbakan olunur bilmiyorum. Ama başbakan olununca neler yapılabilir biliyorum. Kadınlara 3 çocuk doğurma, kaymakamlara evlenme, polislere de emekçilere, öğrencilere ve diğer eylemcilere saldırma emri verilebilir. Kadınlar günü öncesi dayak yiyen kadınları haber yapan basına kızılabilir, bizim kültürümüzde kadının üzerinden siyaset yapmanın olmadığı kendini dinleyen kitle tarafından teyit ettirilebilir. Sonra da “istismarın, ucuz işgücünü, terörün, törenin baskısı altında kalan kadınları selamlıyorum” cümlesi kurularak durmadan yola devam edilebilir. Kadın mı kız mı belli olmadığını önce 'düşünüp' sonra açıklamalarında konu bekarete gelebilir.

Nasıl polis olunur bilmiyorum. Ama polis olunca neler yapılabilir biliyorum. Mesela oturma eylemi yapan Cumartesi Annelerine “Gidin evinizde oturun!” diye bağırılabilir, çeşitli eylemlerde müdahele edilen kadınlar saçından tutulup sürüklenebilir, gelişine tekmelenebilir. Hamilelerin bebeği düşürülebilir. Sonra da çıkarılan davalardan ceza almadan kurtulunabilinir. Kamera kaydına alınan karakoldaki şiddete rağmen evet, aynen mesleğe devam edilebilir.

Nasıl katil, tecavüzcü veya işkenceci olunur bilmiyorum. Ama bunlardan biri olunca neler yapılabilir biliyorum. Kıskanma bahanesiyle eşinin suratına kezzap atılabilir, namus gerekçesiyle kardeşin ya da ablan öldürülebilir ve neden ve nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde kundaktaki bebekten, 70 yaş üstü yaşlısına, fiziksel ve zihinsel engellisine kadar, kadın, erkek, hatta hayvan demeden tecavüz edilebilir. Tüm bu suçlamalar hafifletici gerekçeler gösterilerek yanınıza kar kalabilir.

Türkiye'de yaşayan bir kadınsanız eğer, 7 yıl önce şiddet görme ihtimali/gerçekliğine %1400 oranında daha yakınsınız. Mesela 2011'de koruma talep ettiği, savcılığa veya polise şikayette bulunduğu ya da sığınmaevlerine yerleştirildiği halde 11 kadın öldürüldü, 3 kadın ağır yaralandı. Bravo! Hı, kimi zaman da şikayet ettikleri erkekle nikahı olmadığı için kadının koruma talebi reddedildi, kimi zaman yeterli önlem alınmadığı için kadınlar öldürüldü.

Tüm kadınların %25i fiziksel şiddete uğruyor. Bu kadınların %75i eşleri tarafından şiddete mağruz bırakılıyor.Ve günler geçtikçe bu oran artıyor.

Cinayet sonucu ölen kadınların yarısından fazlasının katili eşleri.

Tecavüze uğrayanların yarısı 18 yaşının altında ve %10u erkek çocuğu.

Her 4 kız çocuğundan biri cinsel şiddet mağduru.

5 ile 10 yaş aralığındaki çocukların yarısından fazlası, 10 ile 16 yaş aralığındaki çocukların %40ı ensest mağduru. Ensesin faillerinin %50si öz baba ve gerisi de amcalar, eniştleler, ağabeyler, dedeler ve dayılar.

Şiddet paraya, yaşa, eğitime, yöreye… bakmıyor.

Ve ben biliyorum kadın olmak çok zor.

Zorunluluğun istek haline dönüşmediği 8 Martlar diliyorum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder